Zaman hepimize eşit olarak erilmiş olan bir süreç.Kimimiz zengin,kimimiz fakir, kimimiz sevgi dolu,kimimiz öfkeli olabiliriz.ama hepimize verilen zaman aynı. Gün 24 saat.Hepimiz birbirimizden nasıl farklıysak bize verilen süreci de farklı olarak kullanırız. Zamanı farklı kullanmamıza rağmen ortak olan bir nokta var ki o da zamanın kısalığı konusunda ortak şikayetlerimiz. Zaman yetmez..Gün 25 saat olsa gene yetmez.

Zamanı doğru kullanmaya günlük dilde “zaman kazanmak” diyoruz. Oysa kazanılan bir şey yok.Gün 24 saatti de 25 mi oldu?Zamanı kazanmak mümkün değil. Zaman orada durup duruyor. Maharet onu verimli kullanmakta.Verimli kullanmak için yapılacak olan tek şey organizasyondur.Bu da bizim elimizde. Olayların önem sırasını,olayların aciliyetini,hangi işin ne sürede yapılabileceğini ancak biz bilebiliriz.
Neden zaman yetmez,neden organize olamayız?Yapmamamız gereken işlerin peşinden işgüzarlık ederek koştururken kendinizi yakaladığınız hiç olmadı mı? Olmadıysa bundan böyle dikkat edin. Çalıştığım bir iş yerindeki endüstri ilişkileri müdürüm bana “Güvem hanım icat yapmayın.” Derdi.O kadar doğru ki bu ifade. İcat yapmayın. Kendinize iş icat etmeyin.
“Hayır” demeyi de öğrenmek gerek. Başkaları zamanımızı çalar. Zaman neydi,hepimize eşit olarak verilmiş olan süreç değil miydi. Nasıl çaldılar peki?. Boş lafla,gevezelikle ve işe yaramayacak olan işle…”Hayır” demeyi bilirsek,bizim olan zaman bizim olur,çaldırmayız.
Bu arada çocuklarımıza hiç zaman ayıramadığımız için de ayrıca vicdan azabı çekeriz.Özellikle çalışan annelerin derdidir,çocuklarına yetemediklerini düşünmek.Çocuklarınıza ayırdığınız zamanın niceliği değil, niteliğidir önemli olan.Kısaca 10 saat değil, sadece ama sadece 1 saat onunla olursak,ona da bizlere de yetecektir.Çocuklarla nasıl zaman geçiririz.Onları gıdıklayarak kahkahalara boğmak,oyunlarına katılmayıp karışmak,sürekli olarak eleştirmek onlarla zaman geçirmek değildir. Gıdıklamayı özellikle yazdım.Büyükler çocukların bu oyunu ,çocuklar güldüğü için çok sevdiklerini düşünürler.Bu oyun o kadar çok seviliyorsa ve insana zevk veriyorsa neden büyükler kendilerini hiç gıdıklatmazlar ve hatta kızarlar.Çocuğumuzu havaya atıp tutmak da bir o kadar felakettir. Çocuk atılırken ve tutulurken gözlerini kocaman açar ve bir an nefesini tutar. Şimdi sizden 5 kere daha büyük olan biri sizi atıp atıp tutsa iyi mi..Neyse,sonuçta beraber olmak derken kastımız çocuğumuzun bu beraberlikten bir şeyler öğrenmesidir.Biz de ondan bir şeyler öğrenmeliyiz. Çocuğumuzla geçirdiğimiz zaman “karşılıklı öğrenme süreci” olmalıdır. Biz onu o da bizi sakince dinlerken dinlemeyi öğrenir.Ona kısa bir hikaye okuyarak üzerinde konuşursak,anlamayı öğrenir.oyun oynadığımız zaman, her oyunu onun hatırı için kaybetmezsek, kaybetmeyi öğrenir.Gün içinde yaptıklarını aktarırken,onu mutlu eden ve üzen şeyleri söyleyerek duygularını aktarmayı öğrenir.Kızdığı durumlarda nasıl davranması gerektiğini onunla konuşursak,öfkesini kontrol etmeyi öğrenir.Kısaca,çocukla geçirdiğimiz zaman paylaşıma,etkileşime ve duygu alışverişine neden olmalıdır.Bu nedenle çocuğumuzla zamanı paylaşmaya başlamadan önce: a)Kendisine onunla neler yapabileceğimizi b) bunun için ne kadar vaktiniz olduğunu c) sonra da sizin işlerinizin olduğu gibi onun da kendi başına yapabilecek işi olması gerektiğini d) paylaşılan zaman dolunca herkesin kendi işinin başına döneceğini söylemelisiniz. Bunu yaptığınız zaman çocuğunuz kendisine ayrılan zamanı en verimli şekilde kullanmasını öğrenecektir. Önceliklerini ve acillerini sıralayacaktır. Hemen olmazsa da siz bu şekilde davranmaya devam ettiğiniz sürece o da öğrenecektir. Bir de, ki en önemlisi de bu bence,oyun oynama bitince çıkacak olan krize karşı da kendinizi sağlama almış olursunuz.Zira oyun bitince çocuklar genellikle “daha”derler….ağlarlar. Sakın acımayın. Zira acınacak hale gelirsiniz. Baştan konuştuğunuz gibi davranın. “böyle yaparsan seninle oynamam” demek de pek saçma.Oynayacaksınız. Onun için yapamayacağınız şeyleri söylemektense ve onu tehdit etmektense, sözünüzü tutun ve onu ağlaması ile bırakın. Çok kısa bir süre sonra susacaktır. Zaten bu durumlarda gözyaşı da akmaz, kuru bir avazdır çıkan.Çocuğunuz zamanını kullanmayı öğrenecek. Peki siz? Siz ne zaman öğreneceksiniz zamanın efendisi olmayı?Önceliklerinizi saptayarak,organizasyon ve işbölümü yaparak zamana sahip olabilirsiniz.

Kişisel alışkanlıklarınızı değiştirin.
Sevdiklerinize zaman ayırın.
Dinlenmek için zaman ayırın.
SİLKELENİN….HAYAT GEÇİYOR….ZAMAN GEÇİYOR.