Ekim ayı içinde bir akşam arkadaşlarımla konuşurken,bana “sen niye hiç kontrole gitmiyorsun?” diye sordular. Ben 3 senedir doktor kontroluna gitmiyorum.Kanımı,gazımı,tuzumu saydırmıyorum. İstemiyorum. O gece hemen cart curt ederek,yeniymiş,güzelmiş diyerek hop randevu alındı.Dahiliyeye.

Ertesi gün sabahın köründe toparlanıp aç bi ilaç yollara düştüm ve gittim. Karanlıkta. Zaten saatler de arabistan saati olduğu için yarasa gibi yaşıyoruz. Allah zeval vermesin elektrik şirketlerine,nasıl da para kazandırdık onlara bu kış. Süperiz vatandaş olarak. Neyse bu ayrı konu. Karanlıkta gittim. Kayıt,kuyut ve hooop randevu aldığımız doktorun kapısında buldum kendimi. Siyah kotum ayağımda,siyah bluzum üstümde,ayağımda çizmelerim odaya rap rap girdim. Masanın başında  hoş bir doktor hanım. Küçük doktor hanım. Bana ” Güvem siz misiniz?”dedi. “Evet” dedim. “Siz Güvemsiniz değil mi” dedi. Ben gene “Evet ben Güvem’im siz orada benim yaşımı görünce pinpon birini bekliyordunuz herhalde ama benim kafam da çalışır ” dedim. Karşılıklı kikirdeştik ve  bana kullandığım ilaçları sordu. Ben hiç bir ilaç kullanmadığımı söyleyince gene şaşırdı küçük doktor hanım. Elime koca bir liste verdi ve ben aç karnıma  kanıma,gazıma,tuzuma ve ilaveten kalbime baktırmak üzere hastahanenin labirent gibi koridorlarında koşarak uzaklaştım. Hastahane bir zeka testi gibi planlanmış. Eğer laboratuarı ve diğer yerleri bulup da tekrar doktora gelebiliyorsanız ayrıca süpersiniz demektir.Sonuç olarak ilk elime aldığım sonuç EKG oldu. Raporu okudum ki,o da ne,kalp krizi geçirmişim. Haydaaaa.Ne zaman? Nerede koşarken olmuş olabilir ki bu? Arkadaşlar,karışmıştır diyorlar da yalan o. Karışamaz. Hastahane karışacak bir hastahane değil.

Bir sonraki gün diğer sonuçlarımı da alarak doktorcuğumun önüne oturdum.Bana bilmiş bilmiş baktı,garanti içinden “zart zurt ettin ama bak kalp krizi bile geçirmişsin,dünyadan haberin yok” dedi.Zira gördüm,dudağının kenarını gördüm ben. “Siz hastasınız” dedi bana dan diye. Şekerim var,insülin direncim var,kalbim var,kolestrolum var,yaşım var,var da var. Hooooop kucağımda bir sürü ilaçla birlikte kendimi kalp doktorunun karşısında buldum bu kez. Kalp doktorumun söylediğine göre de ben tansiyon hastasıyım. Kalbim de fena. Damarlarım tıkalı hem de büsbütün tıkalı olabilirmiş. Doktora ” ben buraya gelene kadar taş gibiydim” dedim ama dinleyen kim.”Yürüyorum,yüzüyorum” diyorum ama kimse dinlemiyor.Doktorum bana “Çeneniz ağrırsa,sırtınız ağrırsa,aman mideniz bulanırsa hemen hastahaneye koşun” dedi.Anjiyo yaptırırsam da iyi olacağını söyledi. Üç ay süre verdi,ölmez sağ kalırsam görüşmek üzere. Acıklı acıklı baktı bana.Üç günlük ömrüm kalmış gibi baktı bana.İyi mi?

Bu noktaya kadar Can’a anlatmamıştım. Flört bey, Can bu konuda bilgilendirilmeli diye kesip attı.Hatta söylemediğim için de sitem etti. Ben de Can’a anlattım. Can da durumda bir tuhaflık hissettiğini ama benim daha beter bir hastalıkla karşılaştığımı düşündüğünü söyledi.

Evde 1-2 gun düşündüm ve doktora telefon ederek anjiyo olmak istediğimi söyledim. Üç ay içinde ben meraktan ölürüm. Doktor ve hastahane  bu fikrimi heyecanla karşıladılar ve anjiyo günü geldi. Herkes çok kolay diyor ama ben tırsıyorum.Uyumadan böyle işlerin olması saçma. Ben uyuyayım beni kesip biçsinler. Diri diri ne iş. Gene sabahın köründe gittik. Hazırlıklar başladı. Orama burama ıvır zıvırlar yapıştırıldı. Koluma serum bağlandı ve kıçı açık  ameliyat entarisini de giydim,yürüyebilmeme rağmen tekerlekli sandalyeye oturtuldum ve raporu okudum. Benimle birlikte hastahane odasında bekleyenlere  ” bana yapılanlara ve raporda yazılanlara göre ben açık kalp ameliyatına giriyorum, hakkınızı helal edin” dedim.

Gittim ve geldim. Bir bokum yok. Damarlarım %10 ve % 20 tıkalı.Eh o kadar da olur artık yaş yetmiş iki.

Ben hiç bu kadar çok yaşayacağımı düşünmemiştim.Aynalara bakmak istemiyorum. Tıpkı yabancıya bakar gibiyim.Daha önce de yazmıştım üstelik,35 yaşıma geldiğim zaman artık intihar ederim zira çok yaşamış olurum diye düşünüyordum. Oraları geçeli çok oldu. Üstelik ölürüm dediğim yaşın üstüne o kadar çok yaş yaşadım ki şaşılacak şey.

Bu anjiyo olayında çok akıllı bir karar verdiğimi düşündüm. Tam Güvem’ce bir karar. Ne olacaksa olsun. Risk al. Sonucuna katlan ve rahat et. O zaman aklıma geldi,başka akıllı kararlarım var mı diye. Var.Akıllı kararlarım var.Hayatımdaki hiç bir seçimimden pişman değilim.Seçimlerim, bana değer katan deneylerdi. Onlar olmasaydı ben olmazdım.İyi ki Çamlıca Kız Lisesinde okumuşum İyi ki filolojiyi  bitirmişim.. İyi ki çocuklarla  ve kadınlarla çalışmayı seçmişim. İyi ki oğlumu doğurmuşum.Oğlum,en değerli varlığım. Hastahane aşamasında sadece fizik olarak değil,aklıyla ve sakinliği ile de yanımdaydı.İyi ki patırtı gürültü flört bey de yanımda.İyi ki geçen seneler içinde en güzel dostları biriktirmişim. Daha ne olsun. Bütün bunlara rağmen yaptığım tek akılsızlık,Norveç’ten dönüp gelmek gibi görünse de  ben ne olursa,nasıl olursa olsun vatanımı çok seviyorum.72 yaşımdayım. Bu hafta kutlu doğum haftam başlıyor. Bakalım gelecek sene buralarda olabilecek miyim? Zira altım ve aklım tutarken gideyim diyorum.