Hayatımda her zaman plan yaptım mı? Yaptım. Her zaman bir yol haritam oldu. Özellikle yarını, ertesi seneyi bile düşünecek planlar yaptım. Planlarım işledi mi? İşlemedi. Dışardan, bana rağmen, abuk subuk, saçma sapan insanlar yüzünden hep yeniden yapılanmak ve yeniden yol haritamı yapmak zorunda kaldım. Zamanla hep bir B planım oldu. O kadar çok ekildim ki, bana B planı yapmayı ve onsuz olmamayı öğrettiler. Müdür de planlarımdan biriydi. Daha önce Can 6 yaşındayken köpek almak için yanıp tutuşmuştu. Ben de nasıl dedimse evet dedim. Henüz iki aylık Labrador kızı avucuma koydular ve ikinci dakikada kız elime işedi. Benim elime çiş yaptığı için adını ben koydum ve Betüş oldu. Betüş hoş bir kara kız olarak bizimle 14 yıl yaşadı. Can, ben ve Betüş bir aile olduk ve pek mutlu günlerimiz oldu. Betüş’ten sonra ben hep köpek edinmek arzusu ile dolup taştım ama olamadı. Çılgın bir çalışma temposuna girmiştim. Can da okulları bitirmiş ve yolunu çiziyordu. Kendimizle ancak başa çıkıyorduk. Ama içimdeki “köpeğim olsun” arzusu hiç bitmedi. Kimseyi kıskanmadım ama köpeği olanlar hariç. İki senedir de artık işten çıkmaya karar vermiştim ve bir köpek edinecektim.Çevremdeki herkese bir köpek almak istediğimi ve adının MÜDÜR olacağını haber verdim. İşten çıkma kararımı kesinleştirdim ve ben işimden ayrılmadan 15 gün önce Müdür geldi. Ama Müdür için şartım vardı, Labrador olacaktı. Olamadı. Bana 2 yaşında bir Golden Retriever geldi. İsteğimi evrene ne kadar sıkıca yolladımsa artık, o kadar iyi bir zamanda da yanıt aldım.
Adı niçin Müdür? İnternette köpeklere bakarken gördüm ve bu ismi beğendim. Tam da o sıralarda, yani müdür adını beğendiğim sıralarda bir arkadaşıma kendi müdürlük zamanlarımı anlattım. Şimdi size de kısaca anlatacağım.
23 yaşımdayken, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışıyorum. İsveç, Norveç ve Danimarkalıların kurmuş olduğu bir yuva var oradayım. Beni Norveç’e yolladılar. Norveç’te kurduğum ilişkiler ve deli gibi çalışmamın sonucunda, orada kalmamı teklif etti Norveçliler. Bana bir ev ve çalışacak iş vereceklerini, bunu da hemen yapacaklarını söylediler.Ben daha acabalanmadan İstanbuldan haber geldi, döner dönmez beni Alemdar yuvasına MÜDÜR olarak atayacaklardı. Vay canına.Hem İstanbul’u özlemişim, simit falan yemek istiyorum, hem de MÜDÜR olacağım. Döndüm geldim. MÜDÜR oldum.
Medreseden bozma Alemdar yuvasında sümüklü çocuklar ve sorunlu anneler ve işsiz babalarla çırpınırken, Norveç’ten haber geldi. Beni Afrikaya istiyorlardı. Afrika’da aç çocuklarla ve kadınlarla ilgilenecek UNDP adına gidecek grubun içinde olacaktım. Sonra da gene Norveç’te iş olanağı olacaktı. Gitmedim. Benim insanlarımın da bana ihtiyacı vardı.Burada da çocuklar açtı. Burada da kadınların yardıma ihtiyacı vardı. Üstelik ben MÜDÜRdüm.
Seneler geçti ve ben bu sefer Mensucat Santral Yuvasına MÜDÜR oldum. Londra’da yaşayan arkadaşım bana bir iş teklifi ile geldi. Londra’da bir yuvada bana ihtiyaç vardı. Türk çocukların yoğun olarak gittiği bir yuvada hem Türk olup hem okul öncesi eğitimde uzman, hem iki dili de bilen birine ihtiyaç vardı. Düşündüm, bir sürü şeye yeniden başlayacaktım. Sanki daha sonra başlamayacak gibi.Hem de burada, memleketimde Zeytinburnu’nda gecekondu bölgesinde kadın ve çocuklarla çalışıyordum. Üstelik MÜDÜR’düm. Gitmedim.
Şimdi MÜDÜR olmak uğruna kaçırdığım fırsatlara bakıp ağlamıyorum ama çakarım böyle müdürlüğe de diyorum yani.
Onun için köpüşkonun adı MÜDÜR.
Bir tek endişem var, adı nedeniyle havaya girerse yandım.