Onu ilk kez 1984 yılının 17 Mayısında Yenimahalle doğumevinin kapısında beklemeye başladım. Geleceğini biliyorduk. Ama ben normal doğum yapmak istemediğim için gelişini akşama almıştık. Doğumhane kapısından çığlık çığlığa giren kadınlar, sessizce anne olarak çıkıyorlardı. Bebeklerinin yüzüne bakınca tüm sıkıntılar ve çekilenler sona eriyordu. Gelmişti işte. Nasılsa büyürdü artık. Sağlıklı olan büyürdü. Ben de, ameliyathane, doğumhaneye yakın olduğu için kapıda bekliyordum. Doktorum geldi. Kapı açıldı ve ben girdim. Gözümü açtığımda yatağımdaydım. “Herif nerede?” diye sorunca ”şimdi geliyor..”yanıtını aldım. Gözümü kapıdan ayırmıyorum. Sonunda kapı açıldı ve mavi pötikare yarım kundağın içinde kocaman bir adam geldi. Saçlı başlı. Olur, şey değil. Bu Can. Bu benim oğlum. Bu kapılarda beklenen bebek. Hastanede kaldığım süre içinde hep kapılarda kaldı gözüm. “Kapı açılsa da şu bizim adam gelse .”Tüm bebekleri meme emmeye getirirlerken uzuuun bir sedyeye yan yana koyuyorlardı. Tıpkı francala gibi. Ve bebekler alt katta yatıyorlardı. Annelere doğru yola çıktıkları zaman kıyamet kopuyordu. Asansörün içinden bağırtıları duyuluyordu. Sonra kapılar açılıp kapanıyor ve hepsi annelerine, aha doğrusu memeye kavuşuyorlardı. Çıt çıkmıyordu o sırada hastanede.

Seneler geçti ve hastane koridorlarından okul koridorlarına 6 senede geldik. Ben gene kapılardayım. Okul kapılarında. Can 6 yıl yuvada büyümesine rağmen okulda kalmak istemiyor. Kızıyorum. Gözdağı veriyorum ve de başaramıyorum. Sonunda derdinin ne olduğunu anladık. Biz ayrılınca servis evi bulamaz diye telaşlanıyormuş. Bu konuda garantiler verilince ben kapıdan ayrılabildim.

Okulda tüm çocukları Galeria’ya buz pateni öğrenmeleri için getiriyorlar okul tarafından. Can bu etkinliğe katılmak istemiyor. Ben gene kapılardayım. Beni görürse vazgeçer diye ben kapı aralıklarından gözlüyorum. İstiyorum ki o da kayıp gitsin buzun üstünde. (Bunu daha sonra düşündüm de bu konudaki ısrarımın ne kadar yanlış olduğuna karar verdim.) Sıranın en arkasında penguen gibi gidiyor. Ama gidiyor. Sonuçta kavga dövüş buz üzerinde durma ve yürüme işini başardı. Aradan 5-6 yıl geçtikten sonra bir gün Galeria’dayken “ben biraz kayayım “ diyerek, benim şaşkın bakışlarım arasında, ayağına ayakkabıları giyip jilet gibi kaymaz mı? Ben gene kapılardayım. Bu kez kendimi kapıların dışına attım, elimden kaza çıkmasın diye.

İlkokul da bitti. Sırada Özel Okul ve Devlet Okulu sınavları var. Tüm anne ve babalarla birlikte dershane kapılarından kendimizi sınavların yapılacağı kapıların önlerine attık. Çılgın dershane günleri amansız test çözmeler bitmişti bitmesine de çocuklarımızın tüm geleceği işte o kapalı kapıların ardında sorulacak sorulara 3 saat içinde verilecek olan yanıtlardaydı. Tüm anne ve babalar yerlerde serilmiş otururken, sınav başladıktan 20 dakika sonra kapı, zamansız açıldı ve bir küçük kız deli gibi kusarak dışarı çıktı. Baba kızını kucakladığı gibi hemen bekleyen ambulansa attı ve ambulans sirenlerini çalarak uzaklaştı. Ambulansın kapanan kapısının arkasından bakarken “çok mu önemli” dedim kendi kendime. Biz onlara bir kapı açmaya çalışırken, işte bir kızın arkasından ambulansın kapısını kapamıştık. 3 yıl gibi süren, 3 saat bitti. Can dışarı çıktı. Hiç soru sormadık. Arabaya doğru gittik ve bindik. Can arabanın arkasında camı açtı ve kafasını dışarı uzatarak avazı çıktığı kadar bağırdı. Naralandı. Ona gelecek vaat edelim derken yoksa deliliğin kapısını mı aralamıştık. Neyse ki içini ve kafasını, bağırarak boşalttıktan sonra kendine geldi. Sonuçta onun adına karar vererek bir Fransız okuluna kaydını yaptırdık. O’ okulun kapısından içeri girecek ve iki yılı hazırlık olmak üzere 8 yıl için, kapı arkasından kapanacaktı. Bana göre hava hoştu. Zira 8 yıl ben kapı önünde beklemeyecektim. Ama sayılı yıllar çabuk geçiyor.

8 yıl bitti. Üniversite kapısına geldik. Bu da tıpkı ortaokula giriş gibi dershaneler ve derslerden sonra gelinen bir koca kapı. Üniversite kapısına dayandığı zaman Can bana sitem etti.”İyi bir okula gir sıkıntı kalmayacak “demiştin. “İyi okula girip bitirdim, bu ne?” dedi. Haklı mı haklı. Ama üniversite de olmazsa olmaz. Gene tüm anne ve babalarla birlikte üniversite kapısını açacak olan sınav kapısında sıralandık. Çocuklarımız içeri girdiler. Onlar içerde, bizler dışarıda, kafamızda bin bir düşünce oturup beklemeye başladık. Kimseden çıt çıkmıyordu çocuklarımızın aklı karışmasın diye. Radyosunu sonuna kadar açarak geçen bir arabanın sürücüsünü de nerede ise linç edecektik. Bizim heyecanımızın yanında çocuklarınki az kalırdı. 3 saatin sonunda üniversite kapısını açtı Can. Hazırlıkla birlikte beş yıl olan üniversite 4 yılda bitince, ben kendimi Amerikan Konsolosluğunun kapısında buldum. Çocuk, kocaman olmuş ve de Amerika’ya gidiyordu. Amerikan Konsolosluğunun kapısından çıkınca anladım ki gelecek yıllarımı da hava alanlarının dış hatlar kapılarında geçireceğim.

Ama bu kadar da kolay olmuyor bu kapılarda beklemeler. Zaman, Can için geçip de, o büyüdükçe ben de ona koşut olarak büyüdüm. Artık kapı kenarlarında ilişecek bir yerler araştırmaya daha çok başladım. Artık sırtımı dayayarak dikilebileceğim bir duvarı ayarlamayı öğrendim.

Geçen hafta Adıyaman İl Jandarma Komutanlığıydı kapısının (nizamiyesinin) önündeydim. 331 kısa dönem jandarmalar yemin ettiler. Yemin töreninden önce içeri girmek için diğer anne ve babalarla birlikte gene kapı önünde bekleştik. İçeri girdik ve yerlerimize oturduk. Oğullarımız yemin töreni için yerlerini aldılar. Can yok. Katiyen tanıyamıyorum. 191 delikanlı. Hepsi de birbirine benziyor. Can’ı bulana aşk olsun. Buncağızı francala gibi dizileyip memeye getirdikleri zaman, onca bebeğin içinden tanıyan ben, şimdi jandarma oğlumu bulamıyordum. Allahtan yemin töreni bittikten sonra hepsi önümüzden geçtiler de oğlumu rap rap yürürken gördüm. Yemin töreninden sonra evci çıkacakları için imza atmam gereken kapı önünde de sabırsızlıkla bekledim. Kapıların önünde beklerken düşündüm ki, bundan hiç mi hiç şikâyetçi değilim. Hayatımın rengi haline geldi kapılar. O kapılar olmasaydı ben şimdi ne anlatacaktım.

Haa.. Unutmadan bir kez daha hatırlatayım 331 kısa dönem Jandarmalar yemin ettiler, artıkrahat rahat uyuyabilirsiniz.