“Yaş yetmiş iş bitmiş” deyişinin yaygın olduğu ülkemde 70 yaşına basmak her babayiğidin harcı değildir. Şöyle diyeyim veya, her kadın bu deyiş karşısında yaşını söyleyemez. Ne demek söyleyememek. Tam tersi ben söylüyorum yaşımı ve herkes ayağını denk alsın ona göre.

70 yaşımdayım ve çalışıyorum.Şakadan çalışmıyorum. Ciddi çalışıyorum ve kafam bence gayet kullanışlı.

İstanbul’da olduğum her sabah saat 06.00 da yüzmeye gidiyorum.Sonra eve gelip “zarif” bir kahvaltı yapıp yürümeye çıkıyorum.Daha ne olsun?

Karadeniz yaylalarına yürümeye gidiyorum,gurme turlarına katılıyorum.Daha ne olsun?

Gülüyorum,güldürüyorum sözün kısası çok eğleniyorum.Daha ne olsun?

Şeker ve tansiyon hapı içmiyorum,diz kapaklarımla,küp kapaklarımdan henüz ses gelmiyor.

Dişi kaptıralı zaten çok oldu.

Atlattığım tüm badireler sonrası, dibe vurup vurup tepeye tırmandığım için teşekkür etmek istediğim insanlar var. Ben hep bir gazete ilanı vererek teşekkür etmek isterdim ama ilanlar giderek pahalı oldu,yazayım dedim.

Öncelikle anneme teşekkür etmek istiyorum.Toprağı bol olsun. Ama kendisi 40 ve ben de 11 yaşımdayken babamı terk etmeye karar vererek, benim Çamlıca Kız Lisesine göndilmeme neden olduğu için teşekkür borçluyum anneme.Zira o bu kararı vermeseydi ben kızkardeşlerimle birlikte olamayacak ve dostluğun ne olduğunu anlayamayacaktım.Annemin korumacılığı ile büyüyemeyecektim.Oysa annem, sadece babamı değil,beni de boşadığı için acı çektim ama olsun,Çamlıca Kız Lisesinde çok şey öğrendim.

Sonra babama teşekkür etmek istiyorum.Beni kendi taburundaki asker zannettiği ve emir komuta altında yetiştirmek istediği için ona teşekkür borçluyum.Eğer öyle olmasaydı içimdeki özgürlüğü bulmam zor olurdu.İsyan etmeyi bana öğrettiği ve özgürlüğümden ödün verdirmediği için babama teşekkür ederim.Toprağı bol olsun.İnatları ve katı disiplini ve kör mantığı nedeniyle benimle uzun yıllar görüşmediği için aferim ona.Yanlız kalmayı ve direnmeyi öğrendim sayesinde.

Şimdi sıra üvey babama olan teşekkürde.Kendi çocuklarına bile esirgediği sevgiyi bana vermesini zaten bekleyemezdim.Toprağı bol olsun.Herşey kendine göreydi.Kızımın hastalığında ve oğluma gösterdiği ilgide içten olması biraz günahlarını hafifletiyor.

Üvey anneme binlerce teşekkür.Tarih bunu yazmadı.Pamuk Prensesin üvey annesi daha insaflıydı.

Elinde kırmızı elması ile daima hazır,nazır ve peşimdeydi.O kadar çok yalan söyledi ki,kendisi inandığı gibi çevresini de inandırıyordu.Hatta zaman zaman ben bile kendimden şüpheleniyordum.Ama harika bir durum çıktı bundan,savunma avukatı kadar becerikli oldum.Delil ve ispatların peşinden gittim.Gene de kendisi benden her zaman bir adım ilerde oldu zira ben onun kadar kötü olamadım.Üvey annemi doktorların incelemesine bırakıyorum ve daha da bişey söylemiyorum.Babama vasiyetname hazırlatan ve beni evlatlıktan reddetmesi için baskı yapan nadir insandır kendisi.

Kocalarımı asla atlayamam.Beni “aldatmak nasıl olur” ve “aldatılan nasıl hisseder” konularında uzman kılan kocalarıma çok şey borçluyum. Onların sayesinde her zaman dibe vurdum ve dipten elimde yeni bir başka GÜVEM’ le çıktım.Hiçbirini affetmedim ama Allaha havale ettim.Koca romanı yazabilirim.

Gerçek teşekkürü oğulcuğuma yapmak istiyorum.O olmasaydı ben sabrı,gördüğüm herşeyin bir de arkasına bakmayı,hiç bir şeyin görüldüğü gibi olmadığını, aklına birisi geldiği zaman onu hemen arayarak halini hatrını sormayı ve işleri oluruna bırakmayı,herşeyi çok da dert etmemeyi öğrenemezdim.

Bugün yanımda olan tüm dostlarıma da beter durumlarımda bana katlandıkları için ne kadar teşekkür etsem azdır.

70 yaşım,güzel yaşım.Bundan böyle yaş günlerimi kendime kutlu doğum haftası ilan ediyorum.