Aşık olduğunuz zaman kaç yaşındaydınız hatırlıyor musunuz? Karınız veya kocanız kızar diye bu soruya yanıt vermek istemiyor musunuz?Kızmazlar,kızamazlar zira onlar muhtemelen bu dünyada yoktu bile veya çoook uzaklardaydılar.Siz,aşık olduğunuz zaman henüz beş yaşındaydınız.”Yok artık!!!!” demeyin. Babanıza veya annenize duyduğunuz ilgi mutlaka aşk boyutundaydı.

Beş yaş,ah o beş yaş….Nasıl da heyecanlandırır insanı.İşin kolayına kaçmak için değil,yakında olanlar,etrafımızda olanlar,dokunabildiklerimiz çevremizde olduğu için annemize veya babamıza veya kuzenlerden birine tutuluruz.Tabii yuvaya gidenler için şimdi aşk daha kolay ve seçici olabiliyorlar. Gün 8 saat ve sevdiğinle ye-iç-oyna dünya kimin umurunda…. Eğer aile fertleri de bunun farkına vararak, bunu bir hoşluk olarak kabul ederlerse değmesinler keyiflere.

Aşk nedir? “Kavuşamazsın aşk olur” den söz etmiyorum. Görünce yüreğiniz hırp ediyorsa,dünyanın en güzeli size o gibi geliyorsa,elini tutunca ciğerinize ateş düşüyorsa, ürperiyorsanız durup dururken,aşık oldunuz demektir. Gönül gözünüz kocaman açıldı demektir.

Ben babama aşık olup olmadığımı bilmiyorum ama galiba olmadım. Zira babamla seviyeli bir beraberliğim vardı. Ama elini annemin omzuna atmasına kızardım ve bunu “ahlaksızlık” olarak değerlendirirdim. Koca asker adama hiç de yakıştıramazdım. Yoksa aşıkmıymışım….

Ben yuvaya da gitmedim.Daha doğrusu kısa bir yuva maceram oldu,oraya da öyle çok kızardım ki kimseye aşık olmamak için gözlerimi kapamış olmalıyım. Ama arkadaşlarım vardı…Onlarla sosyal içerikli gibi görünen cinsel içerikli evcilik oyunları oynardık. Doktorculuk oynardık. Genellikle karın ağrıları olur bu oyunda, etekler kalkar veya pantolonlar iner. Zira karnımız tam da ortadadır.İnanılmaz oyunlardır doktorculuk oyunları.Doğru olmayan bir işin yapıldığı bilinir ama kimse kendini alamaz oyundan ve gizlidir sözüm ona ama evdedir ve anne her an kapıyı açabilir. Anne kapıyı açınca da genellikle kızar. Oysa “A…Doktoculuk mu oynuyordunuz ne iyi…Benim de karnım ağrıyordu” diye yatıverse ve karnını elletse,çocukların suratlarını gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? Şok! Yaptıklarının ayıp, gizli ve esrarlı hiçbir yanı kalmamıştır.Bunlar masum oyunlardır. Anneler- babalar paniklemeyin.Evcilik oyunu da sosyal içerikli görünen ama içinde cinsellik barındıran oyunlardandır. Anne ve baba olunur. Anne karnına yastık veya top sokuşturarak bebek bekler. Doğum olur ve sevgi paylaşılır. Evde gördüklerini yansıtırlar. Sevgi varsa evde, oyun sevgi doludur,yoksa masuscuktan çocuk habire gerçek dayak yer.

İlk okuldaki aşklar biraz daha ciddileşir.İlk okul ikinci sınıfta babamın işi nedeniyle İstanbul’dan bir başka kente gittik ve sınıf arkadaşlarımla mektuplaşıyoruz.. Bir gün Osman (adını da unutmamışım) bana mektup yazmış ve beni ne kadar özlediğinden zira beni çok sevdiğinden söz etmişti.Ödüm patlamıştı. Ateş düşmüştü içime ve artık iffetsiz (ne demekse) bir kız olduğumu düşünmüştüm.Ağlamaktan gözlerim şişmişti. Bu durumu anneme aktarıp aktarmama konusunda düşünüp,aktarmıştım. Annem,hiç gülmeyerek ve en ciddi suratıyla “iyi,gayet iyi ama sen gene de dikkatli yaz,çocuk çok ümitlenmesin “ demişti.Bu aşkın sonunu hatırlamıyorum ama annem önemsemediği için galiba ben de önemsememiştim. Çocukları idare etmek bu kadar kolay işte.

Sonra ne oluyor da büyüdükçe bu masumiyeti kaybediyoruz?Bize yaşam koçluğu yapması gereken anne ve babalar bu sorumluluklarını yeterince yerine getiremeyerek bizim cennetimizi cehenneme çeviriyorlar. Uyarırken de cümle genellikle şöyle başlıyor “sana güveniyorum AMA….”Çocuklarınıza AMAsız güvenin.Dolu –dolu güvenin ve güvendiğinizi de onlara söyleyin ki sevebilsinler ve aşık olsunlar..

Neden aşık olunur?Bağlanmak için,beğenilmek için,duygusal açıdan kendimizi yetkin hissetmek için değil mi? Çocuklarımız beş yaşında, masumiyet çağlarının aşklarını yaşıyorlar.Beğenilmek istiyorlar,duygusal açıdan sevdikçe,sevilerek zenginleşiyorlar. Kızlar, dişi olmayı babaları ile sürdürdükleri olumlu ilişkilerden,erkekler de korumayı,kollamayı ve sevmeyi anneleri ile olan ilişkilerinden öğreniyorlar.İlk bluğ çağından sonra ikincisi,yani biz büyüklerin ergenlik diye adlandırdıkları zamanlara gelince çocuklarımızın sağlıklı kişilerle sağlıklı ilişkiler kurmaları ve sürdürmeleri işte ilk bluğ çağındaki davranışlarımızla birebir ilgilidir.

Sevdiği için azar işitmeyen,ayıplanmadığı,aşağılanmadığı, hor değil hoş görüldüğü bir ortamda büyüyen çocuk, sayın Erdal Atabek’in deyişi ile ”yetkin yetişkin” oluyor.

Anne-babalar aşık olayı unuttunuz mu yoksa….Yeniden aşık olmayı deneyin o zaman. Kime mi? Eşinize,çocuğunuza,böceğe,çiçeğe,ağaca, yaşama AŞIK OLUN.